Gastrointestinal
Tedavi Alanları

Gastrointestinal

TİP 2 DİYABET

Mide Asidi İle İlişkili Hastalıklar

Mide asidi ile ilişkili hastalıklar genellikle mide asidinin fazlalığı veya midenin koruyucu bariyerinin bozulmasıyla gelişen bir grup hastalıktır. En yaygın görülen mide asidinin yemek borusuna kaçtığı Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERH), mide iç yüzeyinin inflamasyonu ile seyreden gastrit, mide veya onikiparmak bağırsağında mukozanın hasarı ile gelişen ülser ve aşırı asit üretimiyle seyreden Zollinger-Ellison Sendromu’dur.

Gastroözefageal Reflü Hastalığı (GÖRH)

Mide asidi içeriğinin özefagusa doğru geri kaçışı ve bunun sonucunda ortaya çıkan pyrozis ve regurjitasyon gibi şikayetlere yol açan bir hastalıktır.

Retrosternal yanma ve regürjitasyon şikayetleri yanı sıra, öksürük, ses kısıklığı, farenjit gibi solunum yolları semptomları ya da göğüs ağrısı ile belirti verebilir. Gastroözefageal reflü hastalığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de erişkinlerde en sık rastlanan kronik hastalıklardan birisi olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada toplumun %23’ünde reflü hastalığı olduğu görüşmüştür. Çoğunlukla PPI sınıfı ilaçlarla tedavi edilmekle birlikte ilaçlar yakınmaları geçici olarak ortadan kaldırır ve hastaların bir kısmı ömür boyu bu yakınmaları yaşar.

Gastrointestinal

Gastrit

Mide mukozasının enflamasyonudur. Doku hasarı muskularis mukozayı geçmez. Ülserde ise hasar submukozayı da geçerek muskularis tabakasına kadar ulaşır. Gastrit çeşitli sebeplerden gelişebilir.

  • Enfeksiyon (H. pylori),
  • İlaç kullanımı (Aspirin, NSAI kullanımı),
  • Aşırı alkol kullanımı,
  • İleri yaş,
  • Stres,
  • Büyük ameliyatlar, kaza, yanık, ciddi enfeksiyon,
  • Kanser tedavisi,
  • Otoimmun (Haşimato tiroiditi, tip 1 DM gibi) ve diğer sebepler (HIV, Chron hastalığı, Çölyak hastalığı, sarkoidoz, parazit enfeksiyonları) sayılabilir.

Bozulan mukoza bariyeri sonucu asit etkisi ile epitel irritasyonu gelişir. Genellikle asemptomatiktir. Epigastrik ağrı, iştahsızlık, bulantı-kusma, nadiren de gastrointestinal kanama görülebilir.

Gastrit kanıtı olan tüm hastalarda H. pylori'nin ortadan kaldırılması önerilir. PPİ’ların ampirik kullanımı semptomların hafifletilmesinde etkilidir.

Gastrointestinal

Peptik Ülser

Dünyada halen en çok iş gücü ve maddi kayıplara neden olan hastalıkların başında peptik ülser gelmektedir.

Peptik ülser, (PÜ) mide asidi ve pepsinin sebep olduğu mide ve duodenum mukozasının kas tabakasını da geçen doku kaybıdır. Genellikle mide ve duedonumda görülen hastalığın tipik belirtileri epigastrik yanma, yemeklerden sonra veya aç karnına meydana gelen ağrı, gece ağrıdan uyanma şeklindedir. Genelde mide asidinin fazla salgılanması veya mide hücrelerinin savunma mekanizmalarının bozulması sonucu oluşur. Bilinen en önemli risk faktörleri H.pylori adındaki bir bakteri, non-steroidal anti-inflamatuar türü ağrı kesiciler ve sigaradır.

H. pylori yaygınlığı Türkiye’de bölgeler arasında değişkenlik gösterir; bazı çalışmalar %40-60 civarında tespit edilmiştir.

NSAID’e bağlı ülserler ise özellikle yaşlılarda önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülserlerin oluşturduğu en önemli sorun kanamalardır. Tedavisi asit baskılayıcı ilaçların kullanılması şeklindedir. H.pylori tespit edilen olgularda, ülserin tekrarlamasını engellemek için antibiyotikli tedaviler uygulanmaktadır.

Gastrointestinal

Dispepsi

Hazımsızlık (Dispepsi), yemek sonrası dolgunluk hissi, üst batında ağrı/yanma hissi şeklinde tanımlanabilir. Bu belirtilerden biri veya her ikisi aynı anda bulunabilir. Hazımsızlık şikayeti oldukça yaygın bir belirtidir. Türkiye'de birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastalarda dispepsi prevalansı %44 olarak bulunmuştur.

Tanısı bu şikayetlere neden olabilecek diğer hastalıkların dışlanmasına bağlıdır ki bu konudaki araştırmalar da bir Gastroenteroloji Uzmanı tarafından yapılmalıdır.

 

  • Poliüri: Normalden daha sık idrara çıkma (özellikle geceleri).
  • Polidipsi: Aşırı susama ve ağız kuruluğu hissi.
  • Polifaji: İştah artışı veya sürekli açlık hissi.
  • Yorgunluk: Hücrelerin şekerden enerji üretememesi kaynaklı halsizlik.
  • Geç İyileşme: Yaraların normalden daha yavaş kapanması ve tekrarlayan enfeksiyonlar.
Gastrointestinal

Fonksiyonel Dispepsi Tanı Kriterleri (Roma IV 2016)

1. Aşağıdakilerden biri veya daha çoğu olmalıdır.

  • Postprandial dolgunluk (rahatsızlık)
  • Erken doyma (rahatsızlık)
  • Epigastrik ağrı (rahatsızlık)
  • Epigastrik yanma (rahatsızlık)

2. Semptomları açıklayacak yapısal bir hastalık için veri yoktur. Üst gastrointestinal (GİS) sistem endoskopisi normal olmalıdır.

(Semptomlar tanıdan en az 6 ay önce başlamış ve son üç aydır da tanı kriterleri en az haftada bir sıklıkla mevcut olmalıdır.)

Hazımsızlık tedavisi ilaçla mümkün olabilmektedir. Ampirik PPI’lar, trisiklik antidepresanlar ve prokinetikler tedavide kullanılmakta olup tedaviye dirençli olgularda tekrarlayan ilaç kürleri ve psikiyatri desteği gerekebilir.

Gastrointestinal

Zollinger-Ellison Sendromu:

Zollinger-Ellison Sendromu’nda Gastrin salgılayan tümör (gastrinoma) bulunur. Pankreas veya duodenumdaki tümörlerin, mideyi aşırı miktarda asit üretmeye zorlamasıyla oluşan nadir bir hastalıktır. Ülser benzeri tablo oluşur ama standart tedavilere cevap vermez. Sindirim sisteminde yaygın ülserlere neden olur.

Zollinger-Ellison sendromu tedavisi, temelde aşırı mide asidini kontrol altına almak ve gastrinoma tümörlerini yönetmek üzerine kuruludur. İlk ve en önemli tedavi, proton pompası inhibitörleri (PPI) ile yüksek doz asit baskılamadır. Lokalize tümörler cerrahi ile çıkarılırken, metastaz durumunda kemoterapi veya hedefe yönelik tedaviler de uygulanır.

Gastrointestinal